Bir kitap o an bana lazımsa mutlaka Edie’ye de lazımdır.

Bir kitap o an bana lazımsa mutlaka Edie’ye de lazımdır.

Anonymous said: epiiik bana bi liste yapar mısın 'bunları okumayan edebiyattan anlarım' demesin ayarında bi liste. şimdiden teşekkür ederim. sakın buralardan kaybolma, sen olmasan naparız :)

Anonimcim ben teşekkür ederim ama öyle çok orijinal bir cevabım yok bu soruna. Bana kalırsa klasikleri  ve modern klasikleri okumadan olmuyor.

Yani 1980 sonrası ya da günümüz türkçe ve dünya edebiyatı ouvv süper de (gerçekten süperler) bu yazarların da etkilendiği Dostoyevski, Proust, Tanpınar, Cahit Sıtkı, Tevfik Fikret, Bilge Karasu, Yusuf Atılgan, Sait Faik, İlhan Berk, Orhan Veli, Baudlaire, Camus, Sartre, Simone de Beauvoir, Virgnia Woolf, Hemingway, Gogol, Gorki, Jack London, Stefan Zweig, Joyce, Antony Burgess, Borges, Pavese, Calvino, Kurt Vonnegut, Beat Kuşağı, Hermann Hesse, Kafka, Orwell okumadan günümüz çağdaş ya da yeraltı edebiyatını okusan da hep bir eksiklik kalır gibi geliyor.

Demem o ki önce klasikler, modern klasikler okunacak ki o zaman bile edebiyattan anlarım diyemeyeceksin, çünkü edebiyat her zaman bilmediğin yerden soru çıkaracak kadar derya deniz. Ama başlangıç için benim olmazsa olmaz diyeceğim isimlerin bir kısmı yukarıdaki gibidir:)

Anonymous said: merhaba bir şey sormak istiyorum sokağın zoru'nun altına yazdığın yazı sana mı ait ?

İlk bölüm kitaptan alıntı, altındakiler ise benim duygu ve düşüncelerim sevgili anonim.

http://epikneokuyor.tumblr.com/post/77806895142/temizlik-yaparken-aglayan-kad-nlar-yani-herkes

Şöyle çok acayip bir kitap okuyayım böyle kafa açsın, akmasın zorlasın diyorsanız; James Joyce referansıyla “Ağaca Tüneyen Sweeny”ye buyurun.

Şöyle çok acayip bir kitap okuyayım böyle kafa açsın, akmasın zorlasın diyorsanız; James Joyce referansıyla “Ağaca Tüneyen Sweeny”ye buyurun.

Anonymous said: Kindle hakkındaki düşüncelerinizi merak ettim?

Ben hiç kullanmadım ama kullanan arkadaşlarımdan alıp kurcaladığım kadarıyla oldukça kullanışlı. Kullananların da memnun olduğunu biliyorum ama ben henüz e-kitap olayına pek ısınamadığımdan hâlâ mesafeliyim Kindle’a yoksa mutlaka ben de edinirdim bir tane.

Bazen evin kırmızı duvarlarını sevmiyor değilim. Bazen.

Bazen evin kırmızı duvarlarını sevmiyor değilim. Bazen.

Sait Faik’in Burgazada’da hâlâ yaşayan bir evi var. Alemdağ’da Var Bir Yılan’ıyla hem anlatının yönünü değiştiren hem İkinci Yeni’ye ilham olan Sait Faik’in. Proust’u, Baudelaire’i, Gide’i kendi dillerinden okuyan büyük öykücünün. Masasının üstündeki kendi öykü kitabı Mahalle Kahvesi’nin Varlık Yayınları baskısından bir tane de benim kitaplığımda olduğuna ayrı, aynı yazarlara olan tutkumuza ayrı, her şeyinden bahsedilir de hiç söylenmez konuşulmaz yanımıza ayrı memnun olarak ayrıldım Sait Faik köşkünden.

Bahadır Baruter • Beyoğlu İstiklal Caddesi • Şubat 2004

Bahadır Baruter • Beyoğlu İstiklal Caddesi • Şubat 2004

Anonymous said: epik bana mutlu sonla biten kitaplar önerebilir misin? hep karamsar kitaplar okumaktan bıktım. Yardım edersen çok sevinirim.

Necati Tosuner’den Bir Tutkunun Dile Getirilme Biçimi. Kesinlikle umut verecektir; bana öyle olmuştu en azından. İyi okumalar şimdiden.

Çünkü İzlanda.

Çünkü İzlanda.

Melida Tüzünoğlu size ‘müthiş bir kitap’ hazırlamış. Ama kitabı bitirdiğinizde kitaba başladığınız kişi olmayabileceğiniz uyarısını yapmayı borç bilirim.

Melida Tüzünoğlu size ‘müthiş bir kitap’ hazırlamış. Ama kitabı bitirdiğinizde kitaba başladığınız kişi olmayabileceğiniz uyarısını yapmayı borç bilirim.

Lviv’de bizden önceki proje sanatçıların eşit haklar için duvar resmi yapmasıydı. Biz gittiğimizde hala orada olan ve sabah ayrılacak Ermeni ekip ile tanıştık ve o gece gelecek olan Azeri ekibi dört gözle bekledi Ermeniler. İki ülke arasında hem soğuk hem sıcak savaş devam ediyordu. Hatta aynı hafta içinde Azerbaycan-Ermenistan sınırında iki taraftan da askerlerin öldüğü bir çatışma olduğu haberini aldık. Bu iki ülkenin gençleri o gece aynı masada oturdu ve içtiler ve güldüler ve şarkılar söylediler. Oysa birbirlerinin ülkesine girmeleri yasak. 
Bu duvar ölmeden önce yapmak istediklerimizi yazmamız için bizden önceki ekip tarafından bize bırakılmıştı. İtalyalı Dario şöyle yazdı duvara: ölmeden önce, geriye dönüp baktığımda gülümsemek istiyorum. Bir diğer dilek ise şöyle: gözlerinde barışı görmek istiyorum.

Lviv’de bizden önceki proje sanatçıların eşit haklar için duvar resmi yapmasıydı. Biz gittiğimizde hala orada olan ve sabah ayrılacak Ermeni ekip ile tanıştık ve o gece gelecek olan Azeri ekibi dört gözle bekledi Ermeniler. İki ülke arasında hem soğuk hem sıcak savaş devam ediyordu. Hatta aynı hafta içinde Azerbaycan-Ermenistan sınırında iki taraftan da askerlerin öldüğü bir çatışma olduğu haberini aldık. Bu iki ülkenin gençleri o gece aynı masada oturdu ve içtiler ve güldüler ve şarkılar söylediler. Oysa birbirlerinin ülkesine girmeleri yasak.
Bu duvar ölmeden önce yapmak istediklerimizi yazmamız için bizden önceki ekip tarafından bize bırakılmıştı. İtalyalı Dario şöyle yazdı duvara: ölmeden önce, geriye dönüp baktığımda gülümsemek istiyorum. Bir diğer dilek ise şöyle: gözlerinde barışı görmek istiyorum.

Bir bibliyofil için en güzel hediyelerden biri de Robinson Crusoe’dan gelen hediye çeki olsa gerek! Orijinal Rulo-Yolda, Sartre illüstrasyonlu defter, karton kutunun tadını çıkaran Edie. Teşekkürler canım Özge.

Bir bibliyofil için en güzel hediyelerden biri de Robinson Crusoe’dan gelen hediye çeki olsa gerek! Orijinal Rulo-Yolda, Sartre illüstrasyonlu defter, karton kutunun tadını çıkaran Edie. Teşekkürler canım Özge.

Tuncer Erdem, üçüncü öykü kitabı Bak, Gene O Şey’le yine öykülere desenler çiziyor. Gece Kitabıile Bilge Karasu’nun Gece’sinin başlangıç bölümlerini resimleyerek güç ama bir o kadar da deneysel bir çabaya girişen Erdem, her öykünün aslında bir resim olduğu düşüncesini bir kez daha göstermişti.
Radikal Kitap’ta yayınlanan yazımın devamı için tık tık.

Tuncer Erdem, üçüncü öykü kitabı Bak, Gene O Şey’le yine öykülere desenler çiziyor. Gece Kitabıile Bilge Karasu’nun Gece’sinin başlangıç bölümlerini resimleyerek güç ama bir o kadar da deneysel bir çabaya girişen Erdem, her öykünün aslında bir resim olduğu düşüncesini bir kez daha göstermişti.

Radikal Kitap’ta yayınlanan yazımın devamı için tık tık.